Taksi Şoförlerini Sakinleştiren Radyo

2011-10-07 23:10:00

                


Taksi şoförlerine arabesk yerine new age dinleten Radyo Voyage'ın 2009'da açılmasına rağmen dinleyici sayısında büyük bir artış var. Sadece taksiciler değil herkesin kulağı bu radyoda.

 

 

Genel Yayın Yönetmeni Neslihan Yavuzer Behmuaras, "İstanbul trafiğinde ilaç gibi geldi, o kadar rahatlatıyor ki bizi, ancak sakinleşiyoruz diyen dinleyenlerimiz var." diyor.
 

Taksicilere genelde yol sorulur, trafiğin durumu sorulur, çoğu zaman adres kağıdı uzatılır. Radyo Voyage sayesinde artık müzik de soruluyor: "Dinlediğiniz kanalın frekansı kaç? Ne güzel müzikler çalışıyor bu radyo, lütfen değiştirmeyin. Siz biliyor musunuz tarzı ne?" İki yıl önce açılan ve 107.4 frekansında yayın yapan Radyo Voyage'ın Yayın Yönetmeni Neslihan Yavuzer Behmuaras yaşadığı bir olayı şöyle anlatıyor: "Bir gün taksiye bindim. Baktım Radyo Voyage açık. Kim olduğumu söylemedim, şoföre neden bu kanalı dinlediğini sordum. 'Valla abla İstanbul trafiğinde ilaç gibi geldi, o kadar rahatlatıyor ki bizi. Sakinleşiyorum. Sinirlerimi alıyor. Sabahtan akşama kadar açık. Müşterilerimiz eskiden radyo kanalını mutlaka değiştirmemizi isterdi. Nihayet kurtulduk bu muameleden."
 

Arabeskten ya da spor kanallarından vazgeçemeyen taksi şoförleri new age ve dünya müziğine geçiş yapmış, iyi mi? Pek çok insan için inanılması zor bir durum. Elbette her takside Radyo Voyage çalmıyor ancak Radyo İzleme Araştırma Kurumu'nun (RİAK) yaptığı araştırmaya göre iki yıldır radyonun dinleniyici sayısı oranlarında büyük bir artış var. Son rapor, ocaktan bu yana Türkiye genelinde yüzde 186, İstanbul'da ise yüzde 250 oranında büyüme olduğunu söylüyor.
 

Kafelere fon müzik desteği


Sadece taksiciler mi? Hamile kadınlar sıkıntılarını unutmak, öğrenciler sınav stresinden kurtulmak için, şairler ve mimarlar da ilham gelsin diye kulaklarını bu radyoya veriyor. En çok da restoran ve kafeler memnun Radyo Voyage'dan. Bir yıl boyunca döndürüp döndürüp aynı CD'yi çalma dertleri sona ermiş. Türkiye'nin ilk ve tek new age ve dünya müzikleri kanalı olarak kendini lanse eden Radyo Voyage, new age'in yanı sıra ambient, soundtrack yani film ve müzikallerden örnekler de çalıyorlar.

 

Neslihan Yavuzer'in radyonun başında olmasının önemli bir nedeni var. Kendisi turizm ve otelcilik mezunu olmasına ve bu sektörde 13 yıl çalışmasına rağmen zamanla ciddi bir müzik arşivi oluşturmuş. Dünya müziklerini yakından takip eden iyi bir dinleyici. "New age müzikleri, hayatın kaosu içinde beni benle buluşturan, barıştıran, çok sevdiğim bir müzikti. İlk Enya ile tanıştım, üniversite dönemiydi. Sonrasında bu müzik neymiş diye araştırdım. Türkiye'de new age daha yeni yeni tanınıyor. Arşivimi hep yurt dışından zenginleştirdim." diyor.
 

'Bu müzikleri Türk müzikseverlerle nasıl buluşturabilirim, arşivimle nasıl radyo sistemi kurabilirim?' diye düşündüğünde karşısında web radyosu çıkmış. Amerika'da kurulu bir radyo sistemi üzerinden 2005 yılında kendi internet radyosunu kurmuş, üstelik her ay telif ödeyerek. 2008 yılında önce NTV Radyo'nun haftasonu kuşağında program yapmaya başlamış ve ardından Ocak 2009'da Radyo Voyage'a geçmiş. Yavuzer, zamanının büyük bir kısmı müzik araştırmak, yeni sanatçılar keşfetmek, dinleyicilerinden gelen sorulara cevap vermekle geçiyor. İşinin en keyifli yanı da bu. Kendini hazine bulmuş gibi hissettiğini söylüyor, çünkü bu müzikler Türkiye'de pek yok.
 

Haftada bir cuma akşamları saat 18.00-20.00 arasında "Hayallere Yolculuk" programını hazırlayıp sunan Yavuzer, "Türkiye'de new age, yanlış anlaşılan bir müzik türü. Sadece spritüel bir müzik olduğunu zannedenler var. Bu yanlış algıyı müzikal kurgumuz ve paylaştıklarımızla yavaş yavaş değiştireceğiz." diyor.
 


Yeni başlayanlar için new age


Bu new age'tir, bu değildir diye ayrım yapmak zor. Enstrümantal olan her şeyi new age diye kategorize edenler var ama hepsi new age olmayabilir. Kelime olarak yeni nesil, yeniçağ müziği anlamına geliyor. Müzisyenlere sorulduğunda 'new age müziği anlatılmaz dinlenir, yaşanır ve hissedilir' diyorlar. Neslihan Yavuzer ise müziğin şiirsel ve büyülü ritimleri olarak tanımlıyor.
 

Esasında 1960'ların sonu, 70'lerin başında oluşmuş bir müzik türü. O dönemde insan sesine yakın birçok enstrümanın sesini çıkarabilen elektronik synthesizer'la başlamış. Öncüsü Fransız Jena Michel Jarr, Brian Eno gibi sanatçılar. Müzikte değişik arayışların ve denemelerin yapıldığı bu dönemde ortaya çıkıyor. Yavuzer'e göre insanlığın kendini aramaya başladığı bir geçiş döneminde dinleyici kitlesini buluyor. Eğer siz de bu müziği hayatınıza dahil etmek istiyorsanız Yanni, Enya, Kitaro, David Arkenstone, Jean Michel Jarre, Secret Garden gibi yabancı sanatçıların yanı sıra ülkemizden Can Atilla, Anjelika Akbar, Tuluyhan Uğurlu ile arşivinizi oluşturmaya başlayabilirsiniz.

 

 

 

KAYNAK:  RadyoTava

 

 

 

 

95
0
0
Yorum Yaz